Mutfakta çalışan insanların ne yaşadığını bilmeden üniforma yapılmayacağını fark ettiğimizde başladık. Kumaşın sadece kumaş olmadığını, nakışın sadece süs olmadığını, bir önlüğün gün içinde kaç kere çıkarılıp takıldığını, bir ceketin omzunda bütün gün ne taşıdığını gördük.
Biz bu işi uzaktan izleyerek öğrenmedik. Sorarak, deneyerek, yanlış yaparak, tekrar yaparak öğrendik.
Bu iş "çok güzel dursun" işi değil. Bu iş doğru dursun işi.
App-ron'un ilk somut adımı, atölyeye gelen ilk önlükle atıldı. O önlük bir ürün değildi. Bir denemeydi. "Bunu böyle mi yapsak?" sorusuydu.
O noktada şunu anladık: bu işi başkasına tarif ederek değil, bizzat içine girerek öğrenmemiz gerekiyordu.
App-ron hâlâ bir atölye. Çünkü üretimle bağını koparan markanın, ürünü de kopar.
Burada kalıp konuşulur. Omuz düşmüş mü, kol dar mı, göğüs sıkıyor mu... "Bir beden büyütelim mi?" sorusu bilgisayarda değil, ürünün üstünde sorulur.
Atölye bizim için bir üretim alanı değil, öğrenmeye devam ettiğimiz yerdir.
Çünkü isim, unvan ve logo kalıcıdır. Baskı gibi silinmez. Yanlış yapıldığında geri dönüşü yoktur.
O yüzden logo nakışını doğrudan ürüne atmayız. Önce aynı kumaşta deneriz. Fotoğrafını çekeriz. Göndeririz. "Oldu" demeden devam etmeyiz.
Bu süreç bize zaman kaybettirmez. Aksine, hatayı baştan çözer.
App-ron'da beden, etikette yazan harf değildir. Duruştur.
Aynı bedeni giyip bambaşka duran çok insan gördük. O yüzden "diğer markada M giyiyorum" cümlesine mesafeliyiz. Günlük kıyafete, çalışma şekline, harekete bakarız.
Biz kimseye "müşteri" demiyoruz. Çünkü mutfakta giyilen bir şey, bağ kurmadan giyilmez. App-ron giyen herkes bu işin bir parçası.
Bu hikâyenin bir parçası olmak isterseniz: koleksiyonlara göz atın ya da ekibinizi birlikte giydirelim.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.